1. Haberler
  2. Gündem
  3. Bir Kadının Kaleminden: 8 Mart’ın Gerçek Anlamı

Bir Kadının Kaleminden: 8 Mart’ın Gerçek Anlamı

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Köşe yazısı: Işılay Kızılgöz


Ben bir kadınım.
Ben bir anneyim.
Ben bir yazarım.
Kalemimle hayata dokunmaya çalışan bir kadın olarak bugün 8 Mart’ı sadece bir kutlama günü olarak görmüyorum. Çünkü 8 Mart; yıllardır görünmeyen emeğin, bastırılan seslerin, yok sayılan fedakârlıkların ve bitmeyen bir mücadelenin günüdür.
Kadın olmak çoğu zaman aynı anda birçok hayatı taşımaktır.
Bir kadın sabah anne olur, öğlen çalışan olur, akşam eş olur, gece ise yorgunluğunu içine gömüp yine ayakta kalmaya çalışan bir insan.
Ev hanımı olan kadınların emeği çoğu zaman görünmez sayılır. Oysa bir evi ayakta tutmak, bir aileyi büyütmek, bir düzen kurmak büyük bir emektir. Ama ne yazık ki “sadece ev hanımı” denilerek değersizleştirilen binlerce kadın vardır.
Çalışan kadınlar için ise yük daha da ağırdır. İşten döndükten sonra ikinci bir mesai başlar: yemek, temizlik, çocukların sorumluluğu. Çoğu zaman bu yük paylaşılmaz. Kadın hem iş hayatında güçlü olmak zorunda kalır hem de evin bütün sorumluluğunu omuzlarında taşır.
Erkeklerin hobileri çoğu zaman doğal bir hak gibi görülür. Maç izlemek, arkadaşlarla vakit geçirmek, kendine zaman ayırmak. Ama bir kadın kendisi için küçük bir zaman ayırdığında bile bazen bu “lüks” gibi görülür. Oysa kadın da insandır, onun da nefes almaya, kendine ait bir dünyaya ihtiyacı vardır.
Bir başka gerçek daha var ki insanın içini acıtıyor. Kadın, yıllardır reklamların, ekranların ve vitrinlerin içinde çoğu zaman bir insan olarak değil, bir “meta” gibi kullanılıyor. Oysa kadın bir görüntüden ibaret değildir; kadın akıldır, emektir, ruhtur, üretendir.
Ve ne yazık ki hâlâ şiddet gerçeği var.
Kadınlar hâlâ en çok sevilmesi gereken yerlerde kırılıyor, en çok korunması gereken yerlerde zarar görüyor.
Bir de çocukluktan beri içimize işlenen o görünmez zincirler var:
“Sus.”
“Ayıp.”
“Kadın dediğin böyle davranmaz.”
Toplumun “ayıp” ve “ahlak” kavramı çoğu zaman kadının omuzlarına yüklenir. Erkek için normal görülen birçok davranış kadına yasaklanır. Küçüklüğünden beri bastırılan duygularla büyüyen birçok kadın bu yüzden kendini ifade etmeyi bile zor öğrenir.
Ama bütün bunlara rağmen kadın hâlâ güçlüdür.
Çünkü kadın bir mucizedir.
Hayatın her alanında var olan bir güçtür.
Kadın olmadan ne aile olur, ne toplum, ne gelecek.
Erkeklerin yapabildiği her işi kadınlar da başarır. Tarih boyunca kadınlar üretmiş, yönetmiş, öğretmiş, iyileştirmiştir. Ama kadın sadece güç değildir; kadın aynı zamanda şefkattir, merhamettir, mutluluğun kaynağıdır.
Sağlıklı ve güzel bir toplum kurmak istiyorsak kadınları kırmamalı, küstürmemeliyiz. Çünkü bir toplum kadınlarını üzüyorsa, aslında kendi geleceğini yaralı bırakıyordur.
Bir yazar olarak kalemimden dökülen her kelimede şuna inanıyorum:
Kadınların sesi duyuldukça dünya daha adil olacak.
8 Mart sadece bir gün değil, bir hatırlatmadır.
Kadının emeğini, sevgisini, gücünü ve varlığını hatırlama günüdür.
Sevdiği halde değeri bilinmeyen, emeği görünmeyen, yükü ağır ama kalbi hâlâ sevgiyle dolu olan bütün kadınlara.
Selam olsun.????????????
Işılay Kızılgöz

Bir Kadının Kaleminden: 8 Mart’ın Gerçek Anlamı
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter