Bir Mesleğin Geleceğine Omuz Vermek

Bazı insanlar işlerini büyütür.

Bazı insanlar ise iş yaptıkları alanı büyütmeye çalışır.

Aradaki fark küçük gibi görünür ama aslında çok büyüktür.

Birincisi kendi şirketinin geleceğini düşünür.

İkincisi ise kendi şirketinin geleceğini, mesleğinin ve sektörünün geleceğinden ayrı görmez.

Ben Suad Kurtuluş’u anlatırken ikinci gruba koyuyorum.

Çünkü onun hikâyesinde sadece genç bir Sakaryalı iş insanının, ailesinden devraldığı mesleği sürdürmesi yok.

Bir başka hikâye daha var:

Bir mesleğin geleceğine genç yaşta sahip çıkma hikâyesi…

Ahşabın kokusuyla büyüyen bir nesil

Sakarya’da bazı ailelerin hikâyesi vardır ki, şehirdeki üretim kültürünün de hikâyesidir.

Kurtuluş Orman Ürünleri de böyle bir aile emeğinin üzerine kurulmuş şirketlerden biri.

Suad Kurtuluş, bu yapının yeni nesil temsilcisi.

Yani onun için ticaret, sonradan öğrenilmiş bir kavram değil.

Çocukluk ve gençlik yıllarından itibaren tanıklık ettiği, aile büyüklerinden gördüğü, zaman içinde sorumluluğunu almaya başladığı bir yaşam biçimi.

Ancak ikinci kuşak olmak her zaman kolay değildir.

Çünkü sizden önce kurulmuş bir düzen vardır.

Korumanız gereken değerler…

Devam ettirmeniz gereken ilişkiler…

Ve üzerine koymanız gereken bir miras…

Suad Kurtuluş’un farkı ise burada başlıyor.

O, kendisine bırakılan mirası yalnızca korumak istemiyor.

Onu geliştirmek, dönüştürmek ve sektörün değişen ihtiyaçlarına cevap verecek hale getirmek istiyor.

Genç bir iş insanının asıl sınavı

Genç girişimcilerden söz ederken çoğu zaman teknoloji, yatırım, büyüme ve yeni nesil iş modellerinden bahsediyoruz.

Oysa bana göre genç bir iş insanının en önemli sınavlarından biri başka:

Kendisinden önce gelenlerin tecrübesine saygı duyarken kendi döneminin ihtiyaçlarını fark edebilmek.

Suad Kurtuluş’un mesleki yolculuğunda bunu görüyorum.

Bir tarafta ailesinin yıllar içinde oluşturduğu ticari birikim…

Diğer tarafta değişen sektör şartları…

Bir tarafta köklü ilişkiler…

Diğer tarafta yeni nesil ticaret anlayışı…

Bir tarafta “biz bu işi yıllardır böyle yapıyoruz” diyen alışkanlıklar…

Diğer tarafta “daha iyisini nasıl yapabiliriz?” sorusu…

İşte genç neslin gerçek sorumluluğu tam burada başlıyor.

Tek başına büyümek yetmez

Suad Kurtuluş’ta dikkatimi çeken bir başka özellik ise meslektaşlarıyla kurduğu güçlü bağlar.

Çünkü ticaret dünyasında herkesin bildiği ama herkesin uygulamadığı bir gerçek vardır:

Aynı sektörde faaliyet gösteren insanlar sadece rakip değildir.

Aynı zamanda birbirlerinin tecrübelerinden öğrenebilecekleri, birlikte çözüm üretebilecekleri ve sektörün ortak sorunlarına birlikte cevap verebilecekleri paydaşlardır.

Suad Kurtuluş’un meslektaşlarıyla kurduğu iletişimde de bu anlayışı görmek mümkün.

Kendi şirketinin sınırlarının dışına çıkıp sektörün tamamına bakabilmek…

Ortak sorunları konuşabilmek…

Fikir alışverişinde bulunmak…

Yeni projeler üzerine düşünmek…

Bence genç bir iş insanını farklılaştıran asıl özelliklerden biri de budur.

Meslektaşından rakip değil, yol arkadaşı görmek

Bugünün dünyasında rekabet kaçınılmaz.

Ama rekabet ile dayanışmanın birbirinin zıttı olduğuna inanmıyorum.

Tam tersine, güçlü sektörlerin arkasında çoğu zaman güçlü meslek örgütleri, güçlü iletişim ağları ve birbirini tanıyan iş insanları vardır.

Suad Kurtuluş’un mesleğin gelişimi için proje üretme isteğini de bu pencereden değerlendirmek gerekiyor.

Çünkü bir sektörün sorunlarını sadece konuşmak kolaydır.

Asıl mesele, o sorunlara yönelik proje geliştirebilmektir.

Ve daha da önemlisi…

Projeyi tek başına değil, sektörün diğer aktörleriyle birlikte hayata geçirecek bir zemini oluşturabilmektir.

Bugünün işi, yarının sektörünü düşünmek

Orman ürünleri ve mobilya sektörünün geleceği yalnızca üretim kapasitesiyle belirlenmeyecek.

Teknoloji değişiyor.

Tedarik zincirleri değişiyor.

Müşteri beklentileri değişiyor.

Dış ticaretin kuralları değişiyor.

Dijitalleşme hayatın her alanına giriyor.

Yeni nesil çalışanların beklentileri farklılaşıyor.

Böyle bir ortamda sektörde kalıcı olmak isteyen herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekiyor:

“Ben sadece bugünkü işimi mi yönetiyorum, yoksa yarının sektörünü de kurmaya katkı veriyor muyum?”

Suad Kurtuluş’un genç yaşına rağmen proje geliştirme ve meslektaşlarıyla ortak hareket etme çabasını değerli bulmamın nedeni tam olarak bu.

Çünkü geleceğe hazırlanmak, gelecek geldiğinde hazırlıklı olmak değildir.

Geleceğin nasıl olacağını bugünden düşünmeye başlamaktır.

Bir şehrin ticaret kültürü insan ilişkileriyle büyür

Sakarya’nın ekonomik hikâyesine baktığımızda sadece fabrikaları, işletmeleri ve rakamları görmemek gerekiyor.

Bu şehrin ticaret kültürünü oluşturan insanların birbirleriyle kurduğu ilişkiler de en az bunlar kadar önemli.

Esnafın esnafa güvenmesi…

İş insanlarının birbirinden haberdar olması…

Gençlerin tecrübeli isimlerden öğrenmesi…

Tecrübeli iş insanlarının da gençlerin enerjisinden yararlanması…

Bunların tamamı aslında bir şehrin ekonomik sosyal dokusunu oluşturuyor.

Suad Kurtuluş’un meslektaşlarıyla kurduğu ilişkileri bu nedenle sadece bir “network” meselesi olarak görmüyorum.

Bu, aynı zamanda sektörel bir aidiyet meselesi.

“Benim işletmem” demenin ötesinde,

“Benim sektörüm, benim mesleğim, benim şehrim” diyebilmek.

Yeni nesil temsilci olmak

Yeni nesil temsilci olmak, eskiyi reddetmek değildir.

Tam tersine, geçmişten gelen birikimi geleceğe taşıyabilecek kadar ona sahip çıkmak; ama geleceğin ihtiyaçlarını da görebilecek kadar yeniliğe açık olmaktır.

Suad Kurtuluş’un hikâyesinde benim gördüğüm şey bu.

Ailesinin kurduğu yapının yeni nesil temsilcisi…

Sakarya’nın üretim kültürünün genç yüzlerinden biri…

Meslektaşlarıyla iletişimi güçlü…

Sektörün gelişimi üzerine kafa yoran…

Ve yalnızca bugünü değil, yarını da konuşmak isteyen bir girişimci.

Bu nedenle onun hikâyesini sadece “Kurtuluş Orman Ürünleri’nin yeni kuşağı” diye anlatmak bana yetersiz geliyor.

Bence daha doğru ifade şu:

Suad Kurtuluş, bir aile mesleğinin değil, bir sektör kültürünün yeni nesil taşıyıcılarından biri.

Değer katmak bazen bir araya getirmektir

“Değer Katanlar”da insanların yaptığı iş kadar, etrafında oluşturduğu etkiye de bakıyorum.

Bazen değer üretmek yeni bir fabrika kurmaktır.

Bazen yeni bir ürün geliştirmektir.

Bazen dünyaya açılmaktır.

Ama bazen de insanları aynı masa etrafında buluşturabilmektir.

Aynı soruna birlikte bakabilmek…

Aynı hedef için ortak fikir üretebilmek…

Meslektaşının başarısını kendi sektörünün başarısı olarak görebilmek…

Suad Kurtuluş’un bende bıraktığı izlenim biraz da bu.

Çünkü sektörler yalnızca makinelerle, ürünlerle ve sermayeyle büyümez.

İnsanların birbirine güvenmesiyle büyür.

Gençliğin enerjisi, tecrübenin hafızası

Belki de Suad Kurtuluş’un önündeki en önemli görev burada.

Bir tarafta ailesinden gelen tecrübe ve geçmişin hafızası…

Diğer tarafta gençliğin enerjisi, yeni fikirleri ve değişime açıklığı…

Bu ikisini aynı potada buluşturabilmek.

Ben onun hikâyesini bir “bayrak devri” olarak değil, bayrağın daha ileri taşınması olarak görüyorum.

Çünkü gerçek miras, olduğu yerde duran miras değildir.

Kendinden sonraki nesle daha güçlü teslim edilen mirastır.

Ve Suad Kurtuluş’un hikâyesinde beni etkileyen taraf da bu.

Kendi şirketinin geleceğini düşünürken sektörünün geleceğini de düşünmesi…

Meslektaşlarıyla güçlü bağlar kurması…

Ortak akla ve proje üretmeye önem vermesi…

Genç yaşında yalnızca “işimi nasıl büyütürüm?” sorusunu değil,

“Mesleğimizi nasıl daha güçlü hale getiririz?” sorusunu da sorması…

İşte “Değer Katanlar” köşesinde onun hikâyesini anlatmamın nedeni bu.

Çünkü bazı gençler ailelerinin kurduğu şirketi devralır.

Bazı gençler ise o şirketle birlikte bir mesleğin geleceğine de sorumluluk alır.

Suad Kurtuluş’u ben ikinci tarafta görüyorum.

Ve Sakarya’nın yarını için en kıymetli şeylerden biri de tam olarak bu:

Köklerini bilen, meslektaşlarıyla omuz omuza yürüyen ve geleceğe kendi fikrini katmaktan çekinmeyen yeni nesil iş insanları.

Özcan Yemiş
Gazeteci – Yazar – Radyo ve TV Yapımcısı