- Ya Sonra Hiç Gelmezse? Telefonunuz çalıyor. Ekranda annenizin adı var. Açıyorsunuz: “İyi misin?” “İyiyim.” Birkaç saniyelik sıradan bir konuşma… Peki, bir gün o telefon hiç çalmazsa? İşte insan, bazı şeylerin değerini yokluğunda anlıyor. Bir annenin sesi, babanın eve gelişi, çocuğun “Baba” deyişi, sofrada birlikte oturmak, kapının açılması… Bunlar hayatın içinde o kadar sıradanlaşıyor ki kıymetini çoğu zaman fark etmiyoruz. Ta ki bir gün hayat bize “Artık yok” diyene kadar. Enkazın Görünmeyen Tarafı Bir afet olduğunda ekranda yıkılmış binaları, enkazları ve kurtarma ekiplerini görüyoruz. Ama kameraların göstermediği başka bir gerçek daha var. O enkazın altında sadece beton yok. Bir hayat var. Bir annenin beklediği evlat… Bir çocuğun yolunu gözlediği baba… Yarım kalmış bir sofra… Yapılacak planlar… Söylenecek sözler… Ve belki de en ağır kelime: “Keşke…” Keşke arasaydım. Keşke gitseydim. Keşke sarılsaydım. Keşke “Seni seviyorum” deseydim. Afete Hazırlık Sadece Deprem Çantası Değildir Depreme hazırlanmak elbette çanta, su, fener ve düdük bulundurmak demektir. Ama asıl hazırlık önceden düşünmektir. Ailenizle acil durumda nerede buluşacağınızı biliyor musunuz? Telefonlar çalışmazsa birbirinize nasıl ulaşacağınızı konuştunuz mu? Çocuğunuz okuldayken ne yapacağınızı biliyor musunuz? Yaşlı veya desteğe ihtiyaç duyan komşunuzu düşündünüz mü? Bunları afet anında değil, bugün konuşmalıyız. Çünkü afet anında kaybedilen birkaç dakika, bazen bir insanın hayatına mal olabilir. Herkes Bir Şey Yapabilir Herkes arama-kurtarma uzmanı olamaz. Ama herkes bilinçli olabilir. Panik yapan birini sakinleştirebilir. Yanlış bilgiyi paylaşmayabilir. Bir çocuğun elinden tutabilir. Bir komşusunun kapısını çalabilir. Doğru zamanda doğru kişiye ulaşabilir. Bazen bir hayat kurtarmak için kahraman olmaya gerek yoktur. Doğru şeyi, doğru zamanda yapmak yeterlidir. “Sonra” Demeden Önce… Belki de afetlerin bize verdiği en büyük derslerden biri şu: Biz sadece depreme değil, hayata da hazırlıksız yakalanıyoruz. Aramayı erteliyoruz. Özür dilemeyi erteliyoruz. Barışmayı erteliyoruz. Sevgimizi göstermeyi erteliyoruz. Hep bir “sonra”ya bırakıyoruz. Oysa hayatın bize “sonra” garantisi yok. Bugün birini arayın. Annenizi, babanızı, kardeşinizi, dostunuzu… Kırgın olduğunuz birini… Sesini duymayı özlediğiniz birini… Çünkü bazı şeylerin telafisi vardır. Ama bazıları için zaman geri gelmez. Telefonunuz bugün çalıyorsa açın. Siz de birini arayın. “Sonra ararım” demeden önce bir kez daha düşünün. Çünkü bazen en ağır cümle şudur: “Keşke daha önce arasaydım…” --- Hasan Malit Sosyal Medya Editörü Mottomuz: “Erteleme, ara… Çünkü bazı ‘sonra’lar hiç gelmez.”
GÖRÜNMEYEN TARAF
Bu haberi puanlayın
oy
★
Köşe Yazarı
Hasan Malit
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!