Hayatta bazı insanlar vardır, varlıklarıyla çevresine huzur, duruşlarıyla güven verir. İşte onlardan biri: Ammar Beyhan. Nam-ı diğer “Beyinci Ammar.” Onu tanıyan herkes bilir ki bu lakap sadece mesleğiyle değil, aynı zamanda insanlığıyla da özdeşleşmiştir.
Ammar Beyhan’ın hayat hikayesi; emeğin, ahlakın, dürüstlüğün ve vefanın kıymetini bilen bir insanın hikayesidir. Beyinle ilgili mekanik işlere olan hakimiyeti, işine olan saygısı ve sabrı, onu mesleğinde bir usta değil, bir duayen haline getirmiştir. Ancak asıl ustalık, onun karakterindedir. Dürüstlüğü, ilkeli oluşu ve verdiği sözde durması; sadece meslek hayatında değil, sosyal yaşamında da onu “güven duyulan bir insan” yapmıştır.
Milli ve manevi değerler onun ruhunu şekillendiren temel taşlardır. Vatan sevgisi, aileye bağlılık ve inancı onun her kararında rehber olmuş, hayattaki yolunu bu değerler ışığında çizmiştir. Komşusunu düşünen, dostunu unutmayan, sılayı rahim kavramını yaşamının merkezine yerleştirmiş bir gönül adamıdır.
Aç bir komşusu varken tok yatmayan, yardıma muhtaç birini gördüğünde tereddüt etmeden elini uzatan biridir Ammar. Onun için insan kazanmak, para kazanmaktan her zaman daha kıymetli olmuştur. İnsan ilişkilerinde samimiyeti, sadeliği ve içtenliğiyle tanınır. Dost sohbetlerinde yeri özlenir, bir mecliste bulunduğunda o meclisin bereketi artar.
Ammar Beyhan’ı anlatmak bir yazıya sığmaz, çünkü onun karakteri kitaplara konu olacak kadar derindir. Ancak bu satırlar, onun gönlümüzdeki yerini, hayata kattığı değeri anlatmak için küçük bir kıymet bilme vesilesidir.
Rızkın Allah’tan, kazancın helalinden olduğuna inanan bu güzel insan, ardında sadece bir meslek değil, bir iz, bir dua, bir örnek bırakıyor.
Beyinci Ammar… Sen sadece işini değil, gönülleri de tamir ettin.
Köşe: Hayatın içinden;
Özcan Yemiş





