Köşe Kalpten gelen: Özcan Yemiş
Kurban Bayramı, takvim yapraklarında yer alan sıradan bir tatil değildir. O; paylaşmanın, hatırlamanın, gönüller arasında köprü kurmanın ve insan olmanın derin anlamını yeniden hatırlatan müstesna günlerden biridir. Bayram sabahı yükselen tekbirler, sadece bir ibadetin değil; aynı zamanda merhametin, kardeşliğin ve dayanışmanın sesidir.
Modern hayatın yorucu temposu içinde çoğu zaman birbirimizden uzaklaşıyor, aynı şehirde hatta aynı sokakta yaşadığımız insanlara bile yabancılaşabiliyoruz. Oysa bayramlar, kırgınlıkların onarıldığı, küslüklerin sona erdiği, aile bağlarının güçlendiği kıymetli fırsatlardır. Akraba ziyaretleri bu yüzden sadece gelenek değil, toplumsal hafızamızı ayakta tutan önemli bir değerdir.
Bir büyüğün kapısını çalmak, elini öpmek, halini hatırını sormak; çocuklara bırakılabilecek en değerli miraslardan biridir. Çünkü bayram sofralarının bereketi yalnızca yemeklerden değil, aynı masada buluşan yüreklerden doğar. Uzun zamandır görüşülmeyen bir amca, yalnız yaşayan bir teyze ya da unutulduğunu düşünen bir akraba için çalınan kapı, bazen en büyük bayram hediyesi olabilir.
Ancak bayramın anlamı yalnızca aile içinde tamamlanmaz. Kurban Bayramı’nın asıl ruhu, paylaşmanın sınırlarını evimizin dışına taşıyabilmektir. Mahallemizdeki kimsesizleri, yetimleri, yaşlıları ve ihtiyaç sahibi aileleri hatırlamadan bayramın bereketi eksik kalır. Bir sofrada et pişerken başka bir evde sessizlik varsa, hepimize düşen bir sorumluluk vardır.
İhtiyaç sahibi ailelere uzatılan yardım eli sadece maddi bir destek değildir; aynı zamanda “yalnız değilsiniz” demenin en samimi yoludur. Kimsesiz bir çocuğun yüzündeki tebessüm, yaşlı bir insanın edilen duaya karışan gözyaşı, paylaşmanın ne kadar büyük bir insanlık görevi olduğunu yeniden hatırlatır. Bayram, varlığımızı göstermekten çok, varlığımızı paylaşabilme erdemidir.
Bu Kurban Bayramı’nda kapılarımızı yalnız misafirlere değil, merhamete de açalım. Akrabalarımızı ziyaret edelim, kırgınlıkları geride bırakalım, kimsesizleri ve ihtiyaç sahiplerini unutmayalım. Çünkü gerçek bayram; yeni kıyafetlerde değil, birbirine dokunabilen yüreklerde yaşar.
Bayramımız; gönüllere huzur, evlere bereket ve insanlığa kardeşlik getirsin.

