Suat Altun
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KURBANIN GÖLGESİNDE BARIŞI ARAMAK

KURBANIN GÖLGESİNDE BARIŞI ARAMAK

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Köşe: Suat Altun

Dünya, bir kez daha çelişkilerin ağır yükünü taşıyor. Bir yanda göğe yükselen dualar, diğer yanda dumanı tüten şehirler… Bir yanda bayram sofraları kurulurken, öte yanda savaşların gölgesinde açlık, göç ve gözyaşı büyüyor. Kurban Bayramı yaklaşırken insanlık, yalnızca dini bir ibadetin değil, aynı zamanda vicdani bir muhasebenin eşiğinde duruyor.

Kurban, yalnızca bir kesim ritüeli değildir. Kurban; paylaşmanın, fedakârlığın ve nefsin aşılmasının sembolüdür. İnsanlığın ortak hafızasında, kendi çıkarını geri plana iterek başkasının acısını hissedebilmenin adıdır. İşte tam da bu yüzden, bugün savaşların ortasında Kurban Bayramı’nın anlamını yeniden düşünmek zorundayız.

Dünya siyasetinin dili ne yazık ki uzun zamandır sertleşiyor. Güç dengeleri adına yürütülen mücadeleler, ekonomik hesaplar ve jeopolitik çıkarlar, çoğu zaman insan hayatının önüne geçiyor. Haritalar yeniden çizilmeye çalışılırken çocukların hayalleri siliniyor, annelerin duaları yarım kalıyor, şehirlerin sesi susuyor.

Oysa savaşın kazananı yoktur. Zafer naraları arasında kaybolan ilk şey insanlıktır.

Müslüman coğrafyaları ise çoğu zaman bu sert küresel hesapların tam merkezinde yer alıyor. Farklı ülkelerde süren çatışmalar, milyonlarca insanı yalnızca topraklarından değil, umutlarından da uzaklaştırıyor. Bayram sabahına bomba sesleriyle uyanan bir çocuğun dünyasında ne siyaset anlam taşır ne de güç gösterileri. Onun tek arzusu güven içinde yaşayabilmektir.

Kurban Bayramı, dünya Müslümanlarına olduğu kadar tüm insanlığa ortak bir çağrı sunuyor: Paylaşmak, korumak ve barışı büyütmek.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, yalnızca diplomatik masalar değil; vicdanın yeniden siyasetin merkezine taşınmasıdır. Liderlerin dili kadar toplumların sesi de önemlidir. Çünkü barış, yalnızca devletlerin imzaladığı anlaşmalarla değil, insanların birbirini anlamaya karar verdiği anlarda filizlenir.

Dinler, kültürler ve milletler farklı olabilir; fakat acının dili ortaktır. Gözyaşının milliyeti yoktur. Açlığın dini yoktur. Ve barış arzusu, bütün sınırların üzerinde evrensel bir insan hakkıdır.

Bu bayramda kesilen her kurban, yalnızca sofralara bereket değil; yeryüzüne merhamet düşüncesi de taşımalıdır. İnsanlık, silahların gölgesinde değil, birbirinin yarasını sarabildiği ölçüde büyür.

Belki de bugün en büyük kurban, öfkeyi, kini ve savaşı besleyen kör hırslardan vazgeçebilmektir.

Bayramın gerçek anlamı da tam burada saklıdır: İnsanın, insana yeniden kardeş olabilmesinde…

KURBANIN GÖLGESİNDE BARIŞI ARAMAK
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter