Sporun bazı dalları vardır ki; sessizdir, derindir ve ustalık ister. Bilardo da bunlardan biridir. İşte Zülküf Babacan, Sakarya’da bu sessiz ama güçlü sporun ustası olarak anılan, saygıyla bahsedilen bir spor adamıdır. Onu farklı kılan yalnızca masadaki başarısı değil; masanın dışında sergilediği duruş, ahlak ve örnek kişiliğidir.
Yıllarını bilardoya adamış bir isim olarak Zülküf Babacan, bu sporu sadece bir oyun değil, bir disiplin ve hayat terbiyesi olarak görür. Her vuruşta sabrı, her hamlede hesaplamayı, her maçta ise öz denetimi öğretir. Gençlere aktardığı en büyük miras da budur: Acele etmeden düşünmek, kazanırken de kaybederken de vakarını korumak.
Milli ve manevi değerlere bağlılığı, onun karakterinin temel taşlarından biridir. Sporcu yetiştirirken önce insan yetiştirmeyi hedefler. Saygıyı, edebi ve ahlakı bilardonun önüne koyar. Bu yüzden yalnızca iyi oyuncular değil; düzgün, sorumluluk sahibi ve hedefi olan gençler yetişmesine vesile olur. Bugün Sakarya’da bilardoya gönül veren birçok genç, Zülküf Babacan’ı bir usta olmanın ötesinde bir rol model olarak görüyorsa, bu tesadüf değildir.
Zülküf Babacan’ın en dikkat çeken yönlerinden biri de mütevazılığıdır. Başarıyı sessizce taşır, bilgisini cömertçe paylaşır. Kimseyi küçümsemez, kimseyi ötekileştirmez. Bilardo masası onun için bir yarış alanı değil; dostluğun, saygının ve paylaşımın merkezidir.
Ben bu satırları kaleme alırken, sadece bir bilardo ustasını değil; Sakarya’da spora değer katan, gençliğe yön veren, ahlakıyla iz bırakan bir adamı anlatıyorum. Zülküf Babacan, alkıştan çok duaya, övgüden çok hayra talip bir duruşun adıdır.
Değer Katanlar köşesinde ona yer vermek benim için büyük bir onur. Çünkü bazı insanlar madalyalarla değil; yetiştirdiği karakterlerle hatırlanır. Zülküf Babacan da işte tam olarak böyle bir iz bırakmıştır.
Değer Katanlar: Özcan Yemiş





